|
BUNLARI BİLİYOR MUYUZ?
1-Sağlıklı bir toplum; bedensel, ruhsal, sosyal
yönden sağlıklı bireylerden
oluşur. Bireylerin tüm yönleriyle sağlıklı
olabilmesi ise, çocukların çok yönlü gelişimine
ve eğitimine önem vermek ve kaynak ayırmakla
mümkündür. Yatırımların en etkilisi çocuklar
için yapılan yatırımdır. Çünkü her yönden
sağlıklı yetişmiş bir çocuk, gelecekte yaratıcı,
üretici, çok yönlü düşünebilen, yaratıcı ve
bilimsel problem çözme gücü yüksek, etkili
iletişim kurabilen kendisi ve çevresiyle barış
içinde yaşayabilen, gizil güçlerini en etkili
bir biçimde kullanabilen, kendisini
gerçekleştirmiş mutlu bir yetişkin, hak ve
sorumluluklarını bilen nitelikli bir vatandaş
olacaktır. Sağlıklı yetişmiş çocuk değer
yaratmaya adaydır. Toplumun gelişebilmesi,
sağlıklı bireylerden oluşması ile mümkündür.
Sağlıksız ve nitelikli eğitimden yoksun çocuk
ise, toplumun mutsuzluk kaynağıdır ve
gelişmesini önleyecek en önemli faktördür.
2-Erken yaşlarda çocuğun içinde bulunduğu çevre
ve çocuğa sağlanan eğitimin niteliği onun
gelecekteki başarılarını ve dolayısıyla da yaşam
kalitesini büyük ölçüde belirlemektedir. Yapılan
araştırmalar ilk çocukluk yıllarındaki uyarıcı
ortam ve yaşantı yetersizliklerinin daha sonraki
yıllarda öğrenme ve gelişim düzeyini
sınırlandırdığını; zengin uyarıcı çevrenin ise,
okul öğrenmelerinin temelini oluşturan anadilini
kullanma yeterliliğini, sayısal, uzaysal
yeteneklerini, başarma güdüsünü, iyi çalışma
alışkanlıklarını, sonuç olarak öğrenme düzeyini
artırdığını göstermektedir (Bloom, 1976).
3-Bloom’un yaptığı analizlere göre, 17 yaşına
kadar olan zihinsel gelişimin% 50’si dört yaşına,
% 30’u dört yaşından sekiz yaşına, % 20’si ise
sekiz yaşından 17 yaşına kadar oluşmaktadır.
Çocuğun ilk yaşlarda dar ve sınırlı bir uyarıcı
çevreden, zihinsel gelişim açısından zengin bir
uyarıcı çevreye geçişi 20 derecelik bir zekâ
farkı yaratmaktadır. Bloom’a göre bu fark, bir
çocuk için ilerideki meslek hayatında işçi olmak
ile profosyonel bir meslek sahibi olmak
arasındaki fark gibidir.
4-Ayrıca yine Bloom tarafından irdelenen
araştırma sonuçlarına göre, çocukların 18 yaşına
kadar gösterdikleri başarının% 33’ü okul
öncesindeki,% 42’si ilköğretim devresindeki %
25’i ise ortaöğretim devresindeki başarıları ile
açıklanabilmektedir. Eldeki bulgular bize,
öğrencilerin orta öğretim ve yüksek öğretim
kademesindeki başarı farklılıklarının büyük bir
kısmının okulöncesi ve ilköğretim dönemlerindeki
öğrenmeleri ve eğitimleri ile ilgili olduğunu
göstermektedir (Bloom, 1964, s.72-110).
5- Araştırma sonuçları insan yaşamında 0-18 yaş
arasında özellikle de okulöncesi ve ilköğretim
döneminde bireyin içinde yaşadığı çevrenin ve bu
çevrede kazandığı yaşantıların, kısacası aldığı
eğitimin onun sonraki yaşamını biçimlendirmede
can alıcı bir öneme sahip olduğunu
göstermektedir.
6-İnsan Hakları Evrensel Beyannamesiyle,“Eğitim
Hakkının Herkes İçin Geçerli” olduğunu kabul
etmişlerdir.
Bu durumda, 18 yaşına kadar herkesi çocuk olarak
tanımlayan sözleşme, çocuğun bakım, gelişim ve
eğitiminden öncelikle çocuğun ana baba ve yasal
vasilerini sorumlu tutmakla beraber, çocuğun söz
konusu haklarının korunması ve sağlanması
konusunda nihai sorumluluğu devlete
vermiştir.
7-Dünya Bankası’nın hazırladığı “Dünya Kalkınma
Raporu 1999-2000”de de Türkiye, millî gelir
içinde dünyada eğitime en az kamu harcamasını
yapan ülkeler arasında yer almaktadır. Bu durum
ise, eğitim niteliğinin artırılmasını büyük
ölçüde engellemektedir.
Kaynak:
Prof. Dr. Nuray SENEMOĞLU/Milli
Eğitim D.S.151 |